KIYOTO
Kiyoto
Kitabın Adı: Kiyoto (Kiraz Çicekleri)
Orjinal Adı : 古都
Yazar : Yasunari Kawabata
Yayınevi : Cem Yayınevi
Orjinal Adı : 古都
Yazar : Yasunari Kawabata
Yayınevi : Cem Yayınevi
Japon edebiyatından olan okumalarıma Yasunari Kavabata’nın ‘Kiyoto’ ya da diğer adıyla ‘Kiraz Çicekleri’ ile başladım. Okumadan önce ne yazarın ne de kitabı hakkında bilgim olmamasına rağmen iyi bir kitap seçmişim.
“Çieko, ihtiyar akçaağacın gövdesinde menekşelerin açtığını gördü. Bu yıl da çicekler açıyor diye düşündü ve o zaman sevgili ilkbaharı selamladı.Evlerin karmakarışık yığını ortasında uzanan daracık bahçedeki bu akçaağaç bir dev gibi yükselmekteydi. Gövdesi genç kızın vücudundan daha kalındı, ama yer yer kuruyarak dökülmüş, yosunlarla kaplı sert kabuğu Çieko’nun genç vücuduyla pek tabii karşılatırılamazdı.”
diye bahçedeki akçaağaca ve gövdesindeki menekşelere odaklanarak başlar romanına. Ve zamanla bu akçaağacın ve gövdesindeki menekşelerin yüklendiği anlam derinleşir. Yasunari ağaca ve menekşelere anlamı yükledikçe onlar kendi dillerinden anlatırlar hikayeyi.
Yasunari Çieko’nun hikayesini anlatırken yanında Kiyoto şehrini ve Japon geleneğini de anlatır. Yani Japon Kültürüyle çizilmiş Kiyoto tablosundan anlatır Çieko’nun hikayesini. Yine kiyoto’yu anlattığı bir yerde :
“Ağaçların güzelliğinin nedeni böylesine temiz tutulan bu şehrin güzelliğinin de nedenidir. Karanlık, eski ve göze çarpmayan evlerin sıralandığı Gion semtinin daracık sokakları bile çoğu zaman pırıl pırıldır.” -s.51-
diye bahseder.
Kitabı okurken Yasunari sizi Çieko ile beraber Kiyoto’yu dolaştırır. Tavsiyem kitabı okurken Çieko’nun gezdiği yerleri okuma sırasında iken internetten bakmanız. Böylece Çieko ile olan Kiyoto turu gözlerinizde daha iyi canlanır.
Kitabı okurken yayınevinin ekler bölümünde verdiği bilgiler de baya bir yardımcı oluyor. Ekler bölümünde verdiği iki bilgi dikkatimi çekmişti. Bu yazımda onlara da yer vermek istiyorum. Japonlar hakkında bir genel kültür bilginiz daha olur.
* “Budizm Japonya’ya girdikten sonra, bu dinin esasları ve sembolleri ile Şinto dininkiler birbirini karşılıklı etkilediler. Böylece ortaya karmakarışık bir sistem çıktı. Meici Çağında (1868) her iki kültürün sınırları kesin olarak ayırt edilmek istendi. O zamandan beri Şinto törenleri resmi ve milli bayramlarda, Budistlerinki ise kendilerine özgü bayramlarda uygulanmaya başlandı. Fakat karışıklık hala sürmektedir. Mesela bugün evlenmeler Şinto tapınaklarında, cenaze törenleri ise Budist tapınaklarında yapılır.”* “Şinto dinine göre ölenlerin ruhu değişikliğe uğrar. Ancak yüce kişilerin ruhu yerinde kalır. Yeniden doğuş fikri Budizmle gelmiştir.”
Yazıma yine altını çizdiğim bir iki yer ile son vereyim.
Kiyoto Şehri hakkında tanıtıcı bir video:→ “Bu dünyada nereye ve ne zaman bir incinin düştüğünü kimse bilemez.” -s.48-→ “İnsan dünyada olmasaydı, ne Kiyoto ne de başka şehirler olmazdı. Sadece koca ormanlar ve yaban çicekleriyle dolu kırlar olacaktı.” -s.141-









0 yorum:
Yorum Gönder