6 Ağustos 2015 Perşembe

Baran 2001

Baran


Filmin İsmi : Baran
Yapım: 2001 – İran
Tür : Dram, Romantik
Yönetmen: Majid Majidi
Oyuncular : Reza NajiHossein Abedini, Zahra Bahrami, Hossein Mahjoub, Abbas Rahimi

      Sessizlik…
İnsan duygularını anlatmak için kelimelere ne zaman ihtiyaç duymaya başladı? İlk ne zaman başladı konuşmaya, kendisini ifade etmek için? Ya da kendisini ifade etmenin tek yolu muydu konuşmak? İlk ne zaman düştü sessizliğin bağrına, kelimelerin soğuk çığlığı?
Bu sorulara dinlerden, efsanelerden farklı cevaplar gelse de ortada bir gerçek vardı: İnsanlar, kelimelere muhtaçtı. Söylenecek çok şey vardı; Ama kelimelerin gücü yetmezdi bunları anlatmaya. Ve insan sonunda insan kelimelerin ardındaki sessizliği keşfetmeyi başardı. Ya da kelimeleri kullanmadan önce kullandığı o zengin ifade etme yöntemini tekrar keşfetti/hatırladı.
      Kelimelerle ifade edilemeyen duygular, kelimelerin ardındaki o dille anlatılmaya başlandı. Kelimler sustuğunda herşey anlatılmaya başlandı sessizlikte. Simyacı romanında Çoban Santiago şöyle der; “Sözcüklerin ardında bir dil var… Sözcüklere gereksinim duymayan bu dili çözümlemeyi öğrenmeyi başarırsam, dünyayı kavramayı başaracağım.” Bu kelimelerin ardındaki o dille ilgili bir tesbit idi.
      Şimdi Filmimize geçebiliriz:
      Kelimelerin bu yetersizliğini gören Majid Majidi de “Baran” adlı filminde, kahramanlardan olan Rahmat’ı kelimelerin ardındaki o dille konuşturmuştur.
      1979’da Sovyetler Afganistan’ı işgal eder. Ama Afganistan’da tutunamayan Sovyetler 10 yıl sonra ülkeyi terk ettiğinde ülkenin eski halinden eser kalmamıştır. Sovyetlerin geri çekilişinden sonra ülkede başlayan iç savaş, daha sonraları giderek artan Taliban baskısı ve 3 yıl sürecek olan kuraklık Afganlıları, harabeye dönüşen ana ocağını terk etmeye zorlayacaktır. Gözleri yaşlı ve bitap bir şekilde ardlarından hayalet bir ülke bırakarak… Kuru bir yaprak misali terkederler güneşine hasret topraklarını.
      Filmin söylediğine göre o ana kadar BM rakamları, sadece İran’da 1,5 milyon Afganlı mülteci olduğunu söylüyor. Aslında filmdeki Afganlı mültecilerin yerine Suriyeli mültecileri koyarsak film Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin hikayesine/dramına dönüşür. Maruz kalınan muameler, çekilen acılar hep aynı…
      Film, Afgan işçileri, kaçak çalıştıran bir inşaatta başlamaktadır. Latif bu inşaatın mutfağı ile uğraşan uyumsuz bir gençtir. Afgan işçilerden birisi inşaattan düşüp ayağını kırınca, işçinin ailesini geçindirecek başka kimse olmadığı için, işçinin çocuğu Rahmat babasının yerine inşaatta çalışmaya başlar. Fakat Rahmat’ın ağır işler yapamayacak kadar güçsüz olması ve Latif’in çıkardığı taşkınlıklar yüzünden Rahmat mutfakta Latif ise diğer inşaat işlerinde çalışmaya başlar. Rahmat’ın Latif’in yerine mutfağa alınması Latif’te bir kin oluşturur Rahmat’a karşı. Ve Rahmat’a çok kötü davranmaya başlar. Ta ki mutfak’ta saçlarını tarayan Rahmat’ın gölgesini gördüğü o ana kadar. Artık Latif yeni bir Latif olmuştur.
      Film ağır ilerlemesine rağmen sıkıcılıktan eser yok. Tek kelime konuşmayan Rahmat yönetmenin vermek istediği mesajı eksiksiz tastamam seyirciye vermektedir.
      Filmin bir sahnesinde de Latif, ayakkabısını tamir ettirmek için yanına gittiği Afganlı dede ile aralarında şöyle bir konuşma geçer:
“ – Ayrılık öyle bir ateştir ki alevi yürek yakar.
– Amca sende de ne güzel sözler varmış.
– Bu yüreğimin dilidir.”
– Amca sende de ne güzel sözler varmış.– Bu yüreğimin dilidir.”
      Yanıp kömüre dönüşen Latif’in yüreği de kelimelerin ardındaki o dilde konuşmayı seçmiştir. Tıpkı Rahmat gibi… Aslında Rahmat’ın film boyunca konuştuğu dilin; Meryem’in, kucağında İsa ile Yahudi hahamların karşısında konuştuğu dilden ya da Frozen Rose’da1 elinde özene özene topladığı çiçeklerle yaz-kış, sıcak-soğuk demeden tren bekleyen Rukiyye’nin konuştuğu dilden bir farkı yoktu.
1 İran Yapımı bir kısa film…
Baran Filminin Fragmanı : 

0 yorum:

Yorum Gönder